Pazartesi, Mayıs 29, 2006

Suskunlar

>>>>Belediye otobüsünü sevenlerden biriydi... Halbuki otobüste gecen her gunu diger günlerden farksizdi...insanlar pencerelerden yansiyan carpik kenti gozluyordu... aklinda; gecen gun okudugu Simurg hakkinda ki yazi vardi.. insanlar bakışlarını birbirinden kacirarak inceden inceye birbirlerini süzüyorlardı.. Bugünkü yolculardan birbirini taniyan pek yoktu ki herkes sessiz ve suskundu.. ama içten içe bir düşünce ve sorgulama seziliyordu.. sanki birbirinden habersiz ve ortak dusleri paylasan, hisseden bu insanlar biliyorlardi herseyi?....

Sultanahmet-1 ; Istanbul, 2006 © TOA

>>>>Liseliler bindi sonra.. sessizlik bozuldu.. Dusunceler yere ayak bastı.. ilgi daha maddeci daha somuttu şimdi..o daldığı yerden devam etti.. Modül Aşık mısın! hali ydi bir kere.. Suskunlugunun sebebi ise derinlerdeki arayişti..insanlara bakmaya devam etti.. insanlarin gozunun ta icine bakmak neden rahatsizlik verir.. Karsindakinin gozunun içine içine bakmak.. belki gozler, dusuncelerimizin hep acik kalan saydam pencereleri... korkulansa bilinmek.. gizlerimiz ve biz..."ya bilirlerse ne derler sonra..." sert bi frenle butun yolcular derin hayallerinden silkelendi..Ardindansa Liselilerin otobusu terkedisi.. Ortam suskunlara, dusunmek icin yeniden kurulmustu.. ozellikle bakışlarını karsisindaki bayana uzatti...once masumdu bu bakışlar.. sonra o gozlerde nefreti ve siddeti gordu.. korkusuzdu bayan.. oylece kalakaldılar.. bir muhasebeci olmaliydi.. saclari daginik ve dusunceleri fazlaca reeldi.. ustelik uzun zamanlar stres yaşamış, sonra ise rahata ulaşmış bir havasi vardı.. hafif toplu oluşu.. kurallara aşırı bağliliği.. aslinda belki de tum bunlara hayır diyebilecek onu cekip surukleyecek bir erkege olan ihtiyaci.....kimbilir? Sert ve Maço bir erkek.. onu sarmalayacak, kanatlari altına alacak ve tum bu sistemler çatırdarken onunla bu zevki payalaşacak; Guce tutsak, tutkulu kadin..hakkinda istedigini dusunebilirdi bilip bilmeden, kim karisabilirdi ki?..... "Ne kadar da farklıyız seninle" diye dusundu... Kız da onun bu bakisinin ne amaçlı oldugunu inceden inceye sezmişti..Bir daha asla goremeyecegi bu safi cocuğa fazlaca tepki verdiginin herhalde farkına varmıştı.. dikkati dağıldı.. bakışlar birbirinden saptı..bakışlarını kaçıran kaybeder oyununun galibi gene oydu...inme vakti de gelmişti.. son bir kez daha Muhasebeci bayana bakti.. Gulduler.. başını bir derviş edasıyla one egdi.. selamlaştılar.. Sessizlik bozulmamıştı.. hersey yerli yerindeydi.. kurallar dan sapilmamis ama iletişim kurulmustu...

Sultanahmet-2 ; Istanbul, 2006 © TOA

>>>>Is yerine vardığında; bölmelere ayrilmiş masalarinin içindeki küçücük çalışma dunyasına oturuverdi.. Bilgisayarını açtı...hergun mesainin bittigi, bugun için calismasinin yeterli oldugu, Bilgisayardaki yoneticisi tarafindan soylenirdi.. herkesin bir e-mail adresi ve emirlerin tabi oldugu iş grupları vardı.. kim terfi almış, kim işten çıkartılmış; herşey portaller uzerinden biliniyordu...
>>>>Sistem otomatikleşmişti.....Sistem!......Para bankaya yatıyor..faturalar, kredi borçları otomatik olarak hersey hesaptan kesiliyor, geriye hic birsey kalmiyordu..Boylece "Ne kadar az kazaniyoruz" diyenlerin sayisi her gecen gun artiyordu...Işsizik korkusu ise uretim icin gerekli olan motivasyonu sagliyordu..Hersey ne kadar harika dizayn edilmişti.."yasamlarimiz dizayn edilmisti"..Ev'e bir şey mi alınacak; alisveris sitesi var...birine bişey mi danisılacak; bir forum bul, ögren!...otobusten mi ineceksin?..durakları belli, dugmeye bas-in....binmek istersen de geliş saatleri belli..ihtiyaclari belirleyen yeni makinalar da vardi..Sablonlar halinde hazırlanmış formlar dolduruluyor sonra "çözümle" dediginizde ise sizin için nelerin uygun olabilecegi soyleniyordu...Herkesin bir kodu, yasamsal bir database i vardi..Toplum, yarattığı ürünün kalite standartlarini surekli takip ediyor toplam kalite en ust duzeye çıkartilmaya calisiliyordu..Urun kalitesi: insan kalitesi......Bir sorgu motoru piskolojik durumunuzla ilgili soruları yanıtlıyor, ne yaparsaniz nasil mutlu olabileceginiz hakkındaki bilgileri size sunuyordu..
"Roma, Viyana, Londra seceneklerinden birine tatile gitmelisiniz. Orada fotografta cekmek isteyebilirsiniz..en son cikan ...... marka digital fotograf makinasına ne dersiniz?..Ustelik sirketiniz calısanlarina uygun kredilerle.." calistiginiz sirketler size is yerinizde daha verimli calismanizi saglayacak paket tatiller yada teknik gezilerde sunuyordu....
"hem bu ucuz tatil daha az kredi ye mal olacak, hem bu arada baska yerleri gorme sansiniz olacak"
Kazanciniz cok cok onceden bu sekilde ipotekleniyordu......Insanlar daha pratik olabilmek ve daha seri yasayabilmek için iletişim tekniklerini arttirmişlardi.. borsada ki işaret dilleri ve zihin algılayıcı bir telepati teknigi geliştirilmişti...işe alımlarda ve yakın temas iletisimlerde bu teknik cokca yaygınlaşmıstı..artik daha az konusuluyor hersey işaretler ve uygun kucük mimiklerle hallediliyordu. Dil kurumlari bile tum insanlara isaret dilini ucretsiz olarak ogretmeye baslamisti.......insanlar aile kurmaya pek yanaşmıyordu..kadinlarin cocuk isteklerine ise tasiyici annelerle yeni bir cozum getirilmisti.. genetik rahatsizliklar ve dogum acisida ortadan kaldirilmisti boylece....zahmetsiz ve izdirapsiz bir yasam insanlara sunulmustu..insanlar yabancilasmis, uzaklasmisti.. Gercekte hic bir birliktelik, sosyal hic bir yasam belirtisi yoktu bu kentte..

Sultanahmet-3 ; Istanbul, 2006 © TOA

>>>>Artik sistemin icinde ureten ve tuketimi planlanmış bir dislinin parcasi olmustu insan..ne çıkabilirdi ne girmeden edebilirdi..Kararları kendi verip, her yönü istedigi için, kendi kendine çizdiği istikamet doğrultusunda kararlaştırdığını söylese bile; ozgur muydu?.. Gucu kadar mı ozgurdu insan?.. yoksa guclu olabilmek icin mi tutsak?.. bilemiyordu..

Waiting on the sidewalk ; Eskisehir, 1998 © TOA

>>>>Eve donus yolu bildik duraklar ve saatlerde tam planlandıgı gibi başlamısti.... Ev'e gitmek icin otobusteydi.. Gene bakiniyor, kendi icine dalmis bir sekilde muzik dinliyordu... onu gordu... solgun bir dusunce bulutunun yerine bir guzellik, sislerin dagildigi o gundeki aydinlik kapladi gozlerini...haraketsizdi, karanlıkta goz kamastiran fener isigina takilmis bir ceylan gibi...

>>>>?Saf, duru, beyaz tenli, ince, uzun boylu.. gozleri durulmus yaslarla, duygular kirpiklerine takilmis sallanmakta.. incecik parmaklari cantasinda bir sey arar... percem percem olmuş kirpiklerse kaşlarini tırpanlar... saclari ise yuzunun yarısını adeta saklamış.. işte otobuste durdu.. içeri dolusan ruzgar ilk ona dokundu... kıskandım.. saclari ise ruzgarla pesi sıra flört etmekte.. ruzgar çılgın, ihtirasli... ruzgar olmak; onu yaşamak, onunla gezmek, onun saclarina dokunmak... incecik, küçük memesinde gumusten bir kupe olmak kulagında.... Salınmak her bir adim atisinda yurek cirpintisi ile.. gulusler kanat takip konacaksa yanagina, öpülecekse bir muhabbet kusu edasıyla.. tek istegi vardi o an bu suskunlar gemisinde, sirus a dogru yol alirken: onunla konusmak.... konusmak?...

>>>>Gozlerini kim kaçıracak oyunu için yerini aldi... Birbirinin farkina vardi o an ikili... sanki o gozler ilk kez yansıdı birbirine.. kendini gordu bir başkasının masmavi nazarında....Duruldu dalgalar, kesildi martilarin çığlıkları.. martilarin yoklugunu firsat bilen balıklarsa gumüş govdeleri gostererek taklalar atti gunesin battigi o sahil kasabasinda... Bir kısmı kırık tahtalarla kaplı delik desik ahsap iskelenin bir ucunda, bir guvercin kuyrugunu havuza nasıl sokarsa, iskeleden ayaklarini suya işte oyle daldiranlar, bakakaldilar....hayranlık... gumuş govdeli baligin parlamasini gorenler kosustular kasabaya..gunesin batısını izledi ciftler..o ilk anlarını hatırladı yanlarindaki mutlu ve cocuklu aileler....Sahte kent bir darbe daha aldı..Kentten birileri o sahil kasabasindaki yaşamı bir kez daha anladi...sevilmek; anlaşilmak...

Livin Somewhere ; Istanbul, 2005 © TOA

>>>>Otobuste ordaydilar.. istiyorlardi....istiyordu: konusmak ve ona dokunmak... çiğerlerine hapsolmus bir soluk ve catlak dudaklari, ne duruyordu hala.. yanına dogru yurudu urkerek... Egildi mis kokan saclarin en yakınına.. tek istegi buydu; konusmak.. susuzluktan kenetlenmiş dudaklar zorlukla ayrildi birbirinden... otobusun bildik yolcu ahalisi saskinlikla izledi.. "gidelim" diyebildi...Gide-bilmek... tatli bir tebessum yanıtladı genc asigi...Sessizligi bozan son bir ses yukseldi Suskunlar otobusunun icinden; "Durdurun otobusu, inecek var.."

Sultanahmet-4 ; Istanbul, 2006 © TOA

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazılarının hepsi güzel ama bu hepsinden güzel olmuş.İnsanları,etrafı çok iyi gözlemliyor ve bunları çok güzel aktarıyorsun.Tebrikler doğrusu.Bir de çok şeker kuzenlerin var.Çok fotojenikler:)

Su dedi ki...

Yazilar ve fotograflar cok guzel.. Dahasi gelsin ne diyim :)

Deadora dedi ki...

yine hos bir yazi.. ellerine saglik, gözlemlemelerine saglik :)

TheDreamer dedi ki...

Sevgili meltem;
Guzel yorumların için sagolasın..benim kuzenlerim bir tanedir..hepsini o kadar cok seviyorum ki.....hic fotojenikliklerine dikkat etmedim..ama baktim da hakket guzeller galiba..ustelik bu kusen agustos'ta evleniyor.....Gozlemleme ilginc bir soz! belki de haklisin :))ben bakiniyorum ama..amaan neyse!.. sevgi ile kal..

Su;
yazilarinizi okuyorum.. bu kadar aktif bir hayat, degisik medeniyleri tanıma, gezinme tozunma vs. vs.tum bunlar iyi niyetli bir kiskanma yaratiyor insanda.. ben de gidecem diyorum her seferinde..olmaz bu kadar maymun istahlilik demeyin..yolculuk en sevdigim eylemlerden biri hep mutlu eder beni..sevgi ile kaliniz..

deadora;
bende içten yazilarini okuyorum..yenilenme programinin sonuclarini merakla takip edecem..sevgiler..