Salı, Ocak 09, 2007

Neden korku

>>>>Neden? Neden korkar insan.. Nelerden korkar! Abuk sabuk bir filmin kanlı, vahşi sahnelerinden?!.. Ölümden... İçine gömdüğü bir sırrın herkesler tarafından ansızın öğrenilecek olmasından.. Karanlıktan.. Aydınlıktan.. Sessizlikten .. Duyamamaktan.. Duyulmamaktan.. Geçmişinden.. Yalnızlıktan....

Munzır Yaylası-4 ; Hatay, 2006 © TOA

>>>>Ne çok korkacak şey varken..... Yalnızlık.... Eskiden beni ne de çok korkutan; o yalnızlık.. "Tek başına yaşamak bir alışkanlık olmasın" derken kardeşim.. Elbette sonra kim bilir belki vazgeçemezdim o istenmeyen gerçekten.... alışabilirdim.. Diyebilirdim; "Yalnız kalına biliniyor"...... Ayrı kalarak, garipliğini kanıksamak.. İnsanlardan hep farklı olduğunu sanarak, yabancılaşmak.. Sandığının tersine, sonunda o bilinmezin gizinin hayasızca çözülüşü.. Yalnız kalmak, korkuların, içimize gömdüğümüz bir oyunu.... Bir giz.... Hayatımızı sakınıp, gizlendiğimiz bir tapınak, ki orada daha da kutsaldır düşlerimiz... Hüzünlenerek üzülmek değilse de üstümüze örtündüğümüz, ağlamaklı dokunur ten' e kokuşan giysilerimiz.. Artık başkalarına sokulmak istemez belki titrek bir beden.. Yalnızlık bir bilinmezi oynamaktır kimileri. için...

İçmeler ;Marmaris, 2006 © TOA

>>>>Belki bir gülücük bile kalmamıştır dudaklarda.. Sevgi ile bakıp uzaklaştığımız bir tutku iken gökyüzü ve diğerleri.. Üzerimize örtündüğümüz o çok sevdiğimiz hayal kırıklıklarının şalına sarınırız.... Sevda bir türkü değildir artık yüreklerimizde.. Yalnızlığımızla oynadığımız bu saklambaçta ürkerek kaçılır o sevdalardan... Belki bulunmak isteği vardır en derinlerde bir yerde, yüreklerde.. Ya da sevdalının keşfedeceği bir köşede yakalanmak.. Ara sıra bulunu verilen bir uğrak yeridir hayat, bir başkasının teğetinde.. görülünür, bilinir, geçilip gidilir... Gelip geçenlere seslenip, dinlerken, dinlenilir aslında.. Bir melodi olur dolanır dile söylenenler... uyuşukluk ve sakinliğim.. Eğer çok gereksizse ve uzun uzadıya uzadıysa; içine çekerse tüm söylenenler.. Dalmak için suların derinleşmesini beklemez o ürkek çocuk... Alnımızdan süzülen boncuk boncuk damlalar.... Bir seli serer boğulmak için önüne... İçinde kaybolmak için.. Derinliklerinde saklanmak için.. Bir titreme yeterlidir uzaklaşmak, vedalaşmak için... Uyanıp daldığımız asap bozucu hayal treninin, biletleri zımbalı yolcuları; takılıp gelmiyor işte peşimden.. ayrılıyorlar her bir durakta.. yolculuklar aynı yere birlikte olmuyor her zaman.. Halbuki ne kadar çok şey var kaçınmak, korkmak için.. Korkularımız evet....... Unutulmaktan, görülmekten, bilinmeden olunmalara uzanan bir yalnızlık hikayesinde başrolü oynamaktan......

Hiç yorum yok: