>>>>Perdelerim açık yatarım her gece.. Geceden dolunay konuk olur bazen yatak odama..yıldızlar da eşlik eder göz kırparcasına.. Sabahları ise evimin önündeki yeşil tepenin üzerinden doğar güneş.. Gün e heyecan katar parkın ardındaki kızıl.. Gün umut olur ışıldar.. Binaların bütün gece aydan tutsak, buz tutmuş asık duvarlarına, gülümser sımsıcak.. Yatağında gerinirim, ilk güneşin kızıllığı yatağıma düşünce.. seyrini severim.. düşünceliydim çoğu kasım sabahı..
Terkedilmiş Rum köyü ; Gökçeada, 2008 ; © TOA
>>>> İşte geceden kalma bir sabah.. benzer bir tavır da ki ben.. haftanın başı.. yılın son ayı.. Aralığın başı.. Eksik kalan işlerin devredilme korkusu.. bütün bir yılı sorguladığın ve acaba ları kurguladığın hüzün ve umudun aynı çatıda birleştiği ara bir ay.. Aralık.. Evden koşturarak çıkıyorum.. ışıldayan güneşin aksine ürpertici bir soğuk süzülüyor sinsice elbiselerimden içeri.. Aracımın kliması daha ısıtamadan içeriyi.. buğulu pencerelerim.. dışarıda pek te erkenden beresine burunmuş belki sıcak kanlı insanlara bakıyorum.. Yalancı bir güneş kamaştırıyor gözlerimi.. Bir arabanın peşine takılmışken; dalgınlık bu ya!.. kaçırıyorum kırmızı ışığı.. Tesadüf bu ya!.. Işıklarda bekleyen polis, kıvrak bir büyücünün el hareketi ile geri çekiyor koca arabamı yaya geçidinin ardına.. ışıklara ve polisin müdahalesine takılıyor hayatım.. Pazartesilerini sorgulayan kafam.. Dalgın.. aralanmış penceremin ötesinde ki polisin sesi, uzaktan ve anlamsız.. Gereksiz bir uğultu var sanki kulaklarımda.. “efendim”, “ruhsatını ve ehliyetini ver ve sağa çek!” diyor kabaca.. Kibarlık mı? hem de pazartesi!.. hiç sanmıyorum.. Isınmaya henüz ikna olmuş aracımını terkediyor buğulu nefesim.. ürperiyorum bir kez daha.. Polisin yanında dikilirken düşünceliyim.. "Neden durmadın" diyor memur bey, "görmedim".. tepkilerim ve yanıtım.. hiç te beklediği gibi değil! sanırım.. kuralların uygulanmasına, uygulayıcalara olan desteğimi; menfaatlerime ters düşüyor diye, birden çekecek halim elbette yok.. ceza kesmesin diye savunmam, yalvaramam da.. hatalıyım evet!.. kurallar uygulanmalı ki! yaşam kalitemiz artsın.. uygulasın ki bana, başkalarına da uygulayabilsin.. benimle havadan sudan konuşmak istiyor memur bey!.. tepkisizliğim, kısa cevaplarımda saklı.. merakını kamçılıyor belki.. kuralları uygulamasına karşı çıkmadım diye de ahbap olmaya da hiç niyetim yok.. Telsizi dinlemeye koyuluyorum bende memur beyin.... bir radyo spikerinin kıvrak konuşması ile telsiz çınlıyor..”Günaydın arkadaşlar, bugün 1 Aralık 2008.. Kuralları uygulamaya özen gösterelim.. Kanunların bize tanımış olduğu haklara dayanarak ceza kesiyoruz bunu unutmayalım......”.. kanun koyucular.. kurallar.. yürütücüler.. düşünüyorum telsiz den kulağıma süzülen kelimeleri.. kurallara uymaya kendini adamış beni ve belki de doğruları için, için için güdülerini kısırlaştıran beni.. düşünüyorum.. kuralların yarattığı insanı.. süslü beşiklerin içine tutkularımızdan arınarak, hapis oluşumuzu.. tepkisizliğimi..
Arabalı vapurun yaramazı; Gökçeada, 2008 ; © TOA
>>>>Kelimeler etksini kaybederek adeta süzülüyor kulaklarıma.. garip bir şive ile yutuluyor harfler.. Bakıyorum memur beyimin yüzüne anlamsız ve ifadesiz.. Anlamıyorum.. Yavaşça ve sağırmışım gibi bağırarak yineliyor "Dikkat et! olmasın bir daha".. Kafamı sallayarak onaylıyorum sistemi.. Evraklarımı kuşanıp, geç kaldığım işime kırıyorum direksiyonumu..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder