>>>>O sabahın kör karanlıklarında kalkardi. Her sabah hatırlayamadigi rüyalarını nedense hep bir sorgulardı. Hatırlayamadığı içinse, kirgindi ruyalarina. Her sabah yuze vurulan soguk suyun tuylerini diken diken eden urpertisi.. yalin ayakla celikten bir marleye basilan gunun ilk adimi... Aslinda sadece bunlar bile yataktan cikmamak icin yeterli bir sebepti... Her sabah dün neler yaptigini düsünür, kendi kendine hayıflanır dururdu. Farklı bir gün yasabilecegine pek bir inanci olmasa da, güzel hayallerle kalkardı yatagindan. Her sabah yatagindan kalkarken sıcacik bir Sahil kasabasinda yaşamanin hayalini kurardı.
>>>>--......eviniz denizin hemen yani basindadir ve pencerenizden sizan isikların yüzünüze hos dokunusuyla uyanirsiniz...yaşamin, dünyaya uyanisinizin size katık ettiği bir enerji vardir icinizde...Ilık bir samimiyettir bu... Uyanir ve dalgalarin kıyıya vurusunu dinlersiniz. Cüretkar bir sıcak, sizi yaşamaya davet eder. Orada her sabah, sanki hayata susayarak kalkacaginizi umarsınız... güneşi koklayarak, ona dokunarak mutlu olur insanlardansinizdir.. Serin bir dus alırsiniz.. Gun; günün sizi kirletip, aksamin tutku dolu yorgunlugunu yataginiza tasiyincaya kadar sürer....--
>>>>Dedim ya; soğuk kentlerde yaşayanların ortak düşü BU olsa gerek...!
>>>>Düslerle süslediği simsicak yatağından kalktı.... Önce biraz ürperdi. Soğuktu ev. Allah?ın cezası yönetici, ekonomik tasarruf bahanesiyle yaktirmazdı, kat kat apartmaninin kaloriferlerini.. Kat kat giyinip bildik bir günü daha yasamak icin yola koyuldu.............

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder