>>>>O okuluna, hergun bindigi trenle gidip gelirdi... Trenin her sabah ki müdavimleri onu tanimasada; bildik yolcular hafif bir tebessümle onun trene binişini onaylardi.. O sabahta eksik yoktu ya! Artık yola çıkılabilirdi.. O; Yalnız adamlar kabilesinin bir üyesi olmasına karşın bu haliyle pek de belli olmazdı.. Cogu zaman, birlikteliklerinin ve samimiyetsizliklerin yalnizliklarini yaşadığını bilirdi.
>>>>O sabahta, her sabah gibi, yaşadığı günlerden farklı bir gün geçirebileceğini tahmin etmiyordu!
>>>>Kitaplarını yanındaki koltuga koydu. Önünde ki koltuktaki beyaz basligin reklamlarina bakarken gecireceği yeni gunu dusunuyordu.. Birden, Fikirlerin bugusunun ardından silüet şeklinde bir kiz beliriverdi..yaklastikca netlesiyordu cizgileri... uzundu.. İncecikti parmaklari..gozleri ıslakti sanki.. duygular mimiklerine asilmişti..ifadesi o kadar icten ve dogaldi ki.. hassasti..onu anlamaya calisirken sanki tum cizgiler netligini kaybediyordu.. Bugulu bir guzellik.. gizem ve sade bir ifade..sadelik.. tutulmuştu diller..kilitlenmişti gozler..
>>>>O Gozler birden koltuk numaralarına ve koltukta ki kitaplara bir bir baktı.. Kız Karar değiştirmişti, arkadaki başı ortulu yaşlı kadının yanına oturdu.. Örgü ören garip yaşlı bir kadın... esmer kızı büyük bir tevessü ile yanına davet etti... Çocuk arkasındaki koltukta olmasına karsin dönüp dönüp bu büyülü kiza bakmaktan kendini alamiyordu. Koltuguna koydugu defteri sanki suclarcasina, defterini rasgele karalamaya başladi:
"Keşke sözcüklerim dokunabilseydi yüzüne ve duygularımın sözcüsü dudaklarım dudaklarını hissetseydi... Keşke içinde kaybolsaydım gözlerinin, ve bir mühür çekselerdi de hapsolsaydım içine. Keşke inandıramasaydım da sana kendimi, hissettirebilseydim."
Yildirim Oztimur 2003 © TOA
>>>>Kız, yanında oturduğu yaşlı kadına bir şeyler anlatıyordu. Sesi o kadar ince ve pürüzsüzdü ki;
"Tanrım, sesi de ne kadarda güzelmiş, su gibi... insanın içini yavaşça yaralıyor. Hissetmiyorsun tükendiğini, kusursuzca işliyor içine" dedi sessizce.
>>>>Bir şarkı gibi, yalnızca sesini dinliyordu. Ne dediğini anlamaya çalışmadı bile... Onun için önemsiz ayrıntılardı bunlar.
>>>>Önce kağıda karaladığı bu satırları, kızın gazetesine yazıp ona vermeyi plandı. Altına telefon numarasını da verirse;
"neden olmasın..." dedi içinden.
>>>>Kafasında bütün trenin kendisini tanıdığı gibi saçma bir düşünce vardı. Düşünceler çoğu zaman güvenimizi kaybettirir. Bir hiç olduğunuzu yada ne kadar da basit ve de anlaşılmaz olduğumuzu düşünürüz.. O da içinden aynı şeyleri sayıklıyordu.. "Ya reddedilirse" herkes onun trende ona buna sarkan garip bir adam olduğunu düşünmez miydi!...
"Aman be ne düşünürlerse düşünsünler."
>>>>Teori ile pratiğin çatışması kafasının içinde olanca hızıyla sürerken, koltuğun kenarına dogru başını hafifce uzattı. Fikirlerinin ürkekligini hala üzerinden atamamıstı. Hep karasız kaldigi zamanlarda ki "aşık mısın" haline bürünmüştü gene. Kendi kendine konuşup duruyordu..konusuyordu içinden:
"Gazetesini bir isteyeyim sonra tavrına göre ne yapacağıma karar veririm.... telefonumu yazmasam da olur."
>>>>Tam konuşacakken;
"Bu ne diye bağırırsa... belki de evlidir... Yok canım artık... Oldukça genç gösteriyor... ama belki, belki de nişanlıdır..."
>>>>O an dünyayla temas ettiği noktalar; yere basan ayakları ve de koltuga dokunan vücudunun cesitli yerlerinden baska bir sey degildi.
Kizda kafası yaşlı kadına dönük heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu. Usulca sokuldu koltuğunun kösesinden. Titrek bir sesle ;
"Pardon gazetenizi alabilir miyim" dedi.
>>>>O kadar heyecanlı idi ki Sesi çıkmadı bile. Karsisindaki yaslı kadin; duydu da duymazdan mı geldi, yoksa sesini duyuramamış mıydı. Kim bilebilir ki!...
"yok kesinlikle duymamışlardı...bir daha mı denesem acaba... olmaz ki.... ya duydularsa... aptal yerine koymuş mu olurum.... ne düşünüyorsun! bişeyler söyle... hadi... hadi..hadiii...... büyük annem de hep böyle derdi... rahmetli ne kadar da severdi beni...buyukannem belki de haklıydi....yanında ki kadinda büyükanne midir? acaba... takılıp kalıyorum.... haddiii biseyler söyle.... ne bakıyorsun yasli kadina ya simdi dönüp te sana bakarsa...ne diyecegim ben...."
Zeynep 2006,Sile © TOA
>>>>Kadında ki yayvan tebessüm, alaycı bir tavrin icine daldırmıştı kendini...
"görmedi beni herhalde, simdi konusmalari biter... ben rahatsız etmeden ona tekrar sorarım...Bu kadında nerden cikti.. off tanrim.."
>>>>Yasli kadın orali olmadan kızla konusmasının devamı saglayıcı çirkef soruları ardi ardina siraliyordu.
"Ah! halbu ki.. saçlarına dokunup; yağmurlu bir günde iyot kokan bir sahil kasabasında nasıl da öpüşecektim onunla... kötü kalpli yasli kadın..."
>>>>Zavallı çocuk...Olmamıştı ....
"ne utanç verici ya!" dedi içinden
>>>>Kadınsa "niçin bakıyor bu çocuk hala" der gibi bakıyordu..ama saskindi anlam veremiyordu da...
>>>>Yasli kadinin tepkisizligi onda bir daha deneyecek gücü yok etti... pes etmisti..bu iş olmayacakti.. Yavasca döndü.. Yerine oturdu.
>>>>Yolculuk; bir yere varmak için kullanılan bir aracken, bütün gün kafasini mesgul edebilecek bir olay olmustu. Nedenleri ve olasılıkları düsünebilecegi bir olay... Yolculuk sona ermisti.. düşüncesi ise hala devam ediyordu.
>>>>Komik olan, hoşuna giden kiz' i coktan unutmustu. Ne bir sekli ne de bir ifadesi aklinda kalmisti. Yalnızca içine düstügü durum aklindaydi.. Ve dusunmek onu rahatsız ediyordu. Okulda dalgin dalgin gezerken, bir arkadasinin sorusunu zorlukla duyabildi...
--"aşık mısın oğlum?!... gene neye daldin?.."
--"belki de" .... dedi ve yoluna devam etti..


3 yorum:
aşk biter mi diye bir şarkı dinledim bugün.Tamda senin yazdıklarından bahsediyordu.Çok garip bi şey bu aşk.Sanırım anlamak mümkün değil.Zaten anlamanın da lüzumu yok.Böylesi daha güzel:)
ben aslinda ask' i anlatamak istemedim..ask' in sebep oldugu bir durumu belirtmekti niyetim...Chloe'nin otobuste kafasına taktiklari, eski bir yazimi animsatti bana..(kitap okumak)
aslinda bence biraz uzun ve sıkıcı oldu.. insanların buna ilgisiz kalması dogal..bunu bildigim icin ilk basta bu yazıyı 4 kısımda anlatmak istemistim...ama boyle oldu..gene usendim tembellik ettim:) neyse sevgi ile kal, kendine iyi bak..
en çok takıldığım noktalardan biri buydu aslında.. neden hep boyle oluyo.. neden unutuluyo yuzler.. gelmiyor işte yine aklıma.. kalbime kazıyamadım ki onun yuzunu..
çok hoşuma gitti sanki beni anlatmışsın.. :D tebrikler..
Yorum Gönder