>>>>Ben Universite sınavına hazırlanırken; annemde arkadasları ile evde GUN adı verilen o muhim toplantıları gerçekleştirirdi..o günün günlerce oncesinden telefonlar açılır, haberler salınırdı...
"Sakın ha! Mutlaka gel..."
kocalar da uyarılırdı:
"Sakın haaa! Eve erken gelmee!..."
>>>>"Gün" denen bu toplantılarda; Gunlerce onceden hazırlıkları yapilan kek, börek ve çöreklerin tadındaki gizemler anlatılır, yapım aşamasındaki nüanslar paylaşılırdı...Ben, bi yandan ders calısmaya calısır bi yandan da kulagımla misafir olurdum anlatılanlara...Bazen pek acaip mustehcen fıkralar bile anlatırlırdı bizim evde.. üstelik evde, ev hanimi muadili stajer kızlar varken....o kahkahalar butun apartmanı sarardı.. bunu duyan diger ev hanımı florası, cağrıya uyup, toplanma bölgesine akın ederdi...guruh ne kadar kalabalıksa, ikili sohbetlerin ses siddeti bikaç desibell daha artacak demekti... ev dayanılmaz bi gürültü ile çalkalanırdı... bir araya gelmiş bu kadınlar topluluğunun ne kadar uzun süre susmadan konuşabilecegini tahmin bile edemezsiniz... kulak kabarttıgım konular neler miydi?.. Komsunun kızının yeni sevgilisi ve kıza aldıgı hediyeler... orada bulunmayan bir kadının kızının yedigi naneler... gecenin bi yarısı o eve geç gelişler..(ah! hele o eve geç gelişler)....bir annenin oğluna ördüğü yeni kazağın asla cözemedigim sayısal şifresi... harosha diye bir şey (neeyse).... ve elbette mahalle çocuklarının başarılarının istatistik'i degerlendirilmesi...Gunlerin olmazsa olmazı; başarılı çocuklar ve anneleri.......Bir anda; hara sahiplerinin yarın ki koşusunu konuştugu gibi ev hanımları da çocukları üzerinden ganyan sohbetini başlatırdı.. tum bunlar başladıgında ise disarı çıkmak için kapıya doğru sessizce suzulurdum...... tam çıkış kapısında giyinirken anneme yakalanır,vedalaşmaya zorlanırdım...
"ayıp olacak en azından........" diye ikna edilirdim......
>>>>Ayıp olmasın diye alıştım zaten çoğu saçma şeye... kapıyı aralayıpta sigara dumanına boğulmuş tören yerine baktıgımda; köşe de koltuklarda yassılaşmış yağlı bedeni ile gururla kabarmış gıdısını çıkarmış bir kadın, oğlunun aldığı puanlardan bahseder durumda yakalanırdı bana.... Beni gorunce güruh icaben susardı elbet... Sabahat hanımı arardı benim gözlerim.... Sabahat hanım ve haylaz oglu... o buruktur hep! köşede oturur boynu bükük.. konu kendisine gelmeden evvel konunun kapanması için, için için dua eder...... en azından ben oyle düşünürdüm.. Sabahat hanıma gülümser iyi günler derdim.. tebessümü bile ne sönük gelirdi bana... onu bu hale getirenleri hic bi zaman sevemedim... kalabalık kapının onunde toplanan kısa ve sivri topuklu, klasik, siyah kadın ayakkabısı mezarlığında; ayakkabılara basmadan yol alır, kendimi dışarı atardım...bu ritüel olmuş toplanmalar hala devam etmekte.. birçok yerde, bircok evde, bahcelerde, piknik alanlarında, balkonlarda ve hatta internet üzerinde.....

5 yorum:
tabi canım:) şu anda yaptığımız şey bile gün standartlarına giriyor:) tek eksik çay ve börek:))
sevgiler:)
aa pino hanım lütfen; lafım meclisten disari..:)uzun zamandır iştah kabartan blogları geziyorum..tarifler havalarda ucusuyor..aklima esiverdi işte..Yazdım..Bayanlar ban çok kızacak biliyorum ama....Teknolojinin bu tür amaclara da hizmet etmesi ne kadar guzel..Yaşasın obeziteler ve onun silahşörleri...:))..Sevgiler..
Olayın en güzel kısmı pasta,börek kısmı zaten.Hala o gün denilen toplantıların amacını anlayamadım.Annemde benle hem fikir zaten.Annem de gün yapmayan nadir kadınlardan biri sanırım:)
fotograf ve uzerindeki pattern cok basarili.
tebrikler tevfik!
zeynep'in yeri'nin zeynep'i.
>meltem< senin anneni bilmiyorum ama benim annem hala devam etmekte.. hayatının bir vazgeçilmezi bu gunler..belki de uretkenliklerini paylasiyor, sergiliyorlar.
>Zeynep K.< bende senin fotograflarini ilgi ile izliyorum..hele son baskidakiler cok guzel.. senin kadar olmasa da bende kendimce fotograf cekiyorum işte..vakit ayirabildigim kadar..portre cekimleri, insanlari cekmek tutkum.. her ayrı yuz her ayrı ifade ayrı birer pencere gibi..ince iltifatin icin tesekkurler..Sevgiler...
Yorum Gönder